Ertuğ Yaşar Kişisel Web Sitesi
Site İçi Arama
Fotoğraflar

Bizce faiz düşecek… (03 Eylül 2010)

Siz bu yazıyı okuduğunuzda Anayasa değişikliği ile ilgili halk oylamasının yapılmasına birkaç gün kalmış olacak. Yapılan kamuoyu yoklamaları, az bir farkla da olsa, evet oylarının önde olduğunu gösteriyor. Halk oylaması yaklaştıkça bizce evet oyları değişik nedenlerle artabilecek.


Her politik olayın mutlaka (az ya da çok) ekonomiye etkisi olur. Halk oylaması sonucunun da mutlaka ekonomik yaşamımıza etkileri olacak. Görülen o ki, Anayasa değişiklik paketinin halk oylaması ile onaylanması, ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabilir.


Örneğin bu değişikliğin halk tarafından kabul edilmesi, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne olan ulusal ve uluslararası güveni artırır. Türkiye’de politik istikrarın var olduğu ve süreceği algısını güçlendirir. Politik istikrar olan yerde mali istikrar çok daha kolay sağlanır!


Tabi ki bu algı güçlenmesinin etkileri olur. Örneğin Türkiye’ye kısa dönemli portföy yatırımı gelişi hızlanır; TL biraz daha değerlenir (kur düşer); enflasyon kontrol altında kalır; faizler düşer.


Halbuki biz yılbaşından en azından mayıs ayına kadar olan dönemde, dünyada ve Türkiye’de faizlerin yıl sonuna doğru mutlaka yükseleceğini öngörmüştük. Beklentimiz eylül ayından sonra hem Türkiye’de hem de dünyada faizlerin yükseleceği idi.


Doğal olarak o zaman ortada bir Anayasa değişikliği halk oylaması yoktu. Bir de dünya ekonomisi büyüme hızının daha yüksek olacağı düşünülüyordu. Bu iki gelişme de faiz üzerinde olumlu (yani faizi düşürücü) etki yaptı.


Kaldı ki bizim ‘faiz yükselir’ beklentimizin ardından, Türkiye’ye son 6 ayda çok ciddi yabancı kaynak girişi oldu (çünkü TL değer kazandığı için Euro ya da dolar türünden reel faiz Türkiye’de hâlâ çok yüksektir).


Ama faizlerin artmamasının asıl nedeni, Merkez Bankası’nın tutumu ve kararıdır. Mart – nisan ayında, “Yılın son çeyreğinde enflasyon tehdidi nedeni ile faizleri artırmak zorunda kalırım” diyen Merkez Bankası, aradan 4 ay geçince söylem değiştirdi: “İç ve özellikle de dış talepte ciddi bir duraklama var; bu da ekonomik aktivitenin (büyümenin) yavaşlamasına neden oluyor. Ekonomik aktivite düşük gidince enflasyon da tehdit olmuyor; bu nedenle faiz artışını en erken 2011 yılında düşünürüz.”


Merkez Bankası’nın bu söylemi üzerine ağustos ayı başından bu yana bütün yabancı bankalar Türkiye raporlarında değişikliğe gittiler. Hatta bir banka analisti Türkiye’de faiz artışının ancak 2011 yılının üçüncü çeyreğinde olacağını bile yazdı.


Vallahi ben o kadar uzun vadeli öngörüde bulunamam! Ama belki de o arkadaş haklıdır. Çünkü eğer genel seçimler zamanında, yani Temmuz 2011’de yapılırsa, hükümet faizlerin (hem üreticiler hem de tüketiciler açısından), en azından seçimlere kadar düşük gitmesi için elinden geleni yapacaktır. Pek beklenmiyor, ama bir de 12 Eylül Anayasa halk oylamasından ‘hayır’ çıkarsa, Adalet ve Kalkınma Partisi o zaman seçimler için daha da keskin önlemler almayı düşünebilir.


Peki bu durumda bireysel yatırımcı ne yapabilir? Yani parasını nerede değerlendirebilir?


Her ne kadar ben borsaya inanmasam da; Türkiye’ye para girişi bu biçimde sürdükçe ve Türkiye (mali kuralın ertelenmesi kafalarda soru işaretleri yaratsa da) bir biçimde diğer ülkelerden olumlu anlamda ayrışmayı sürdürdükçe, borsa artmayı sürdürecektir. (Halk oylaması sonucuna dikkat!)


Eğer gerçekten faizler artmayacaksa, o zaman Hazine kağıtlarına da 6 ay – 12 aylık dönemlerde yatırım yapılabilir. Ya da daha riskli, ama getirisi daha yüksek olan özel sektör finansman bonolarına yatırım düşünülebilir.


Faizlerin artmaması, gayrimenkul gibi varlık fiyatlarının prim yapmaması anlamına da gelir (eğer ki düşük faiz özellikle konutlara olan talebi aşırı artırmazsa). Gerçi referandum ve genel seçim gibi önemli politik olaylar öncesinde her zaman konut satışları çok yavaşlar; bu da nakde sıkışan müteahhitlerin ve mal sahiplerinin ucuz fiyata konut satmasına neden olur. Ama unutmayın, bu türlü görece ucuza alınan gayrimenkuller de belli bir süre elden çıkarılamaz.


Yine de ekonomik yaşamda herkes, kısa dönemli planlarını Anayasa değişikliği halk oylamasının sonuçlarını gördükten sonra yapmalıdır. Bu sonuçları görmeden, sadece öngörerek pozisyon almak bir parça riskli (ama o kadar da yüksek kazançlı!) olabilir.

 

Ertuğ Yaşar,

02.09.2010

eXTReMe Tracker